Alzheimer hastalığı ve demans konularını ele alan bu film, izleyicide derin duygular uyandırıyor. Başkarakterin zihin yolculuğuna tanıklık ederken, kaybolmuş anılarının peşine düşmesini izlemek oldukça etkileyici. Hikaye, Emma Heley’nin 2014 yılında yayımlanan kitabından uyarlanmış; Aisling Walsh’ın yönetmenliğiyle hayat bulmuş.
Ana karakterimiz, geçmişteki dostunu bulmak için mücadele verirken yaşadığı belirsizlikler ve kayıplar, izleyicinin gönlünde bir yara açıyor. Unutmanın getirdiği yalnızlık hissi ve hatırlamanın önemini sorgulayan sahnelerle dolu olan yapım, psikolojik derinliğiyle dikkat çekiyor. İleri yaşla beraber gelişen hafıza kaybının birey üzerindeki etkilerini hem içsel bir bakış açısıyla hem de çevresiyle olan ilişkileri üzerinden aktarıyor.
Filmdeki her an, izleyenlerin kendi hayatlarına da yansıyan anılar barındırıyor; kim bilir belki de hepimizin içinde bir yerlerde saklı kalmış dostluklar var. Sadece kaybedilen arkadaşlıklar değil, aynı zamanda hatırlamak istediğimiz ama zamanla silinen değerli anılar üzerine düşündürüyor. İçten ve samimi anlatımıyla "Hatırlanmayan", unutmanın ağırlığını hissettirirken sevginin ne denli önemli olduğunu hatırlatıyor.
